25 Temmuz 2008 Cuma

III

plak hışırtıyla dönmeye başlar; "ömrüm seni sevmekle nihayet bulacaktır, yalnız senin aşkın ile ruhum solacaktır. son darbe-i kalbim yine ismin olacaktır, yalnız senin aşkın ile ruhum solacaktır." makam biraz ağır, sözler hüzünlüdür. ama olsun sonunda yazarımız kafasındaki onca şarkı içinden ötekilerle karıştırmadan bir şarkıyı düzgün biçimde çıkarabilmiştir. keyfinin yerine gelmesiyle kuvvetli bir nefes alır, bir seferde dudakları arasından salıverir. şimdi odası, yani zihni eski şarkılarla dolmuştur. zeki müren karalanmış takvim günlerinin, zamanın insanların yüzlerine bıraktığı derin çizgilerin, tozlanmış kitapların, büyüyen çocukların yani geçen zamanın ardından kırgın bir sesle söylemeye başlar: "hayatım aşkınla yanıp", "kapandı perdeler", "ne olur anla beni", "o çeşme" ve "inleyen nağmeler". bundan sonra yazarımızon odasının camından süzülüp, yağlı boyası yer yer kalkmış olan duvarına vuran gün ışığı kızarmaya, bu kızıllık içinde oynaşan bedensiz gölgeler uzamaya, birbirlerine karışmaya başladı. hummalı bir uykunun belirtileriydi bunlar. rengi yer yer kabusa çalan rüyalar bekliyordu yazarımızı. olacakları adı gibi biliyordu. fakat elinden gelen bir şey yoktu. eski duvardaki kızıllık içinde uçan kuşlar; yeşil tatlı bir bahara,martılar; gülen şen sevdalılara karıştı...

Hiç yorum yok: