4 Ağustos 2008 Pazartesi
IV
tavırları nubar terziyan'ı andıran fakat sima olarak hulusi kentmen'e daha çok benzeyen biri girer kapıdan içeri. yazarımız şimdi bir yeşilçam filmi setindedir. heyecanlıdır. muhtemelen tarık akan'ı ya da ayhan ışığı görecek belki bir imza hatta daha ilerisi herhangi bir filmlerinde yoldan geçen adam ya da restorandaki küstah garson, belki de üç kağıtçı bakkal hatta köşebaşındaki kendi fakir, gönlü zengin ayakkabı boyacısı rolünü kapabilecektir. neden olmasın? türkan şorayı bile görebilirdi belki bugün. "ahhh. gözleri ömre bedel!" diye geçiriyordu içinden. zaten onun için insan denen mahluk gözden ibaretti. göz herşeydi ona göre. bütün duygular, yaşanmışlar, yaşanacaklar, iyi huylar, kötü huylar, doğrular, yalanlar, hevesler, art niyetler, büyük küçük kabahatlaer, her türlüsünden güzellikler, küçük mutluluklar onun içinde, o iki küçük sihirli kürenin karanlık kuyularında saklıydı. gerisi teferruattı aslında. ahh "sultan"ı da bir görebilse... şööyle bir gözlerinin içine aracısız, sinema perdesi olmaksızın, bakabilse, herhangi bir filmin laf olsun diye çekilmiş bir sahnesinde sigarasını yakan amatör çapkını oynasa, ya da ayhan ışıkla yaptığı tartışma sonrası kapısından ağlayarak çıktığı "çakıl gazinosu"nun önünde bekleyen bitirim taksi şöförünü oynasa, ona "neyiniz var hanımefendi?" diye bir sorabilse... ahh... gözleri ömre bedel, dedi içinden....
Etiketler:
eskikelimeler
25 Temmuz 2008 Cuma
III
plak hışırtıyla dönmeye başlar; "ömrüm seni sevmekle nihayet bulacaktır, yalnız senin aşkın ile ruhum solacaktır. son darbe-i kalbim yine ismin olacaktır, yalnız senin aşkın ile ruhum solacaktır." makam biraz ağır, sözler hüzünlüdür. ama olsun sonunda yazarımız kafasındaki onca şarkı içinden ötekilerle karıştırmadan bir şarkıyı düzgün biçimde çıkarabilmiştir. keyfinin yerine gelmesiyle kuvvetli bir nefes alır, bir seferde dudakları arasından salıverir. şimdi odası, yani zihni eski şarkılarla dolmuştur. zeki müren karalanmış takvim günlerinin, zamanın insanların yüzlerine bıraktığı derin çizgilerin, tozlanmış kitapların, büyüyen çocukların yani geçen zamanın ardından kırgın bir sesle söylemeye başlar: "hayatım aşkınla yanıp", "kapandı perdeler", "ne olur anla beni", "o çeşme" ve "inleyen nağmeler". bundan sonra yazarımızon odasının camından süzülüp, yağlı boyası yer yer kalkmış olan duvarına vuran gün ışığı kızarmaya, bu kızıllık içinde oynaşan bedensiz gölgeler uzamaya, birbirlerine karışmaya başladı. hummalı bir uykunun belirtileriydi bunlar. rengi yer yer kabusa çalan rüyalar bekliyordu yazarımızı. olacakları adı gibi biliyordu. fakat elinden gelen bir şey yoktu. eski duvardaki kızıllık içinde uçan kuşlar; yeşil tatlı bir bahara,martılar; gülen şen sevdalılara karıştı...
Etiketler:
eskikelimeler
27 Mayıs 2008 Salı
II
yazarımızın aklında çoğunlukla dolaşan düşünce şarkı sözleridir aslında. acaba? diye düşünür... "ben bunları bir araya getirsem anlamlı bişeyler çıkar mı?" kafasında kurgular durur bir vakit, sonra kağıda dökmeye başlar; "gözlerim kör karanlıkta kör kuyunda boğulursa... bir yer olsa huzur sunsa, dizlerim üstüne çöksem, sonsuz yolu aydınlansa... aslında yollar..." "ve sen, ben, değirmenlere karşı, bile bile birer yitik savaşçı, akarız dereler gibi denizlere, belki de en güzeli böyle..." "gizli bağın çözülmüşse, yollar varsa pahalıysa..." şarkıları yazarken sıralarını karıştırdığını fark eder. ürperir aniden; yoksa yıllardır şarkıları yanlış söyleyip kendini kendi oluşturduğu saçmalıklarla, daha doğrusu karmaşayla mı avutmuştu? derin bir nefes alır, yavaşça soluğununun ciğerlerinden boşalışını hisseder, ve yazmaya devam eder, daha doğrusu yazmayı dener... "günün ilk ışığında, son birkez nefes alsam, kaybolsam gözyaşında, ya da ilk kitabımda..."
Etiketler:
eskikelimeler
31 Ekim 2007 Çarşamba
I
yazarımız; ilkokuldan itibaren öğrenmeye başladığı ve hayatının her anında değişik dizilimlerle tekrar tekrar karşısına çıkan, adeta gökten şimşekler yağdırarak varlığını ispatlamaya çalışan (bak şimdi unuttum adını, neydi adı...) ....(kısa bir sessizlik!!! yazarımız beyninde keyfiyeten çalışan bir kaç hücreyi zorlamakta şu an)... "zeus" misali ben burdayım diyen tekmili birden yirmidokuz harf( bazı bazı araya karışan ecnebi harleriyle sayı, duruma göre çeşitli rakamlarla ifade edilebilmekte) ile bir şeyler oluşturmaya karar verir...
Etiketler:
eskikelimeler
23 Ekim 2007 Salı
eskikelimeler
yıllar yılı zihnimde birikmiş olan eski püskü kelime ve görüntülerle birşeyler yapmak istedim...
eskikelimeler ve görüntüler "an" geldi blog oldu...
eskikelimeler ve görüntüler "an" geldi blog oldu...
Etiketler:
eskikelimeler
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)